|
|
|
|
|
|
|
|
İki galibiyette, zarif oyun zaferle hüküm sürdü
|
|
|
|
|
|
Çeviri: Sporyazarlari.Com
Pazartesi sabahı: İş gücü ofislerde, fabrikalarda, tarlalarda. Acaba bu haftasonu çalışanların ruhunu açacak bir şey yaptı mı?
En az iki yerde yaptı. Manchester United ve Barcelona; ikinci yarı performansıyla Manchester’ın Newcastle’ı 6-0 ile dövdüğü ve Barcelona’nın 4-0 ile Murcia’yı yendiği pırıltılı birer oyun sergilediler.
Şu doğru ki, bu, seçkinlerin sporu. Manchester ve Barcelona sahaya milyar dolarlar değerindeki yetenekleri sürebilir. Dünyanın dört bir yanından bu yetenekleri topluyorlar ve Cristiano Ronaldo ve Samuel Eto’o gibi oyuncuların keşfiyle zenginliklerine zenginlik katan bu maden daha da genişliyor ve diğer takımlarla fark açılıyor.
Dünyanın düzeni böyle; ancak en azından bu iki süper-güç kulüp zarif oyun tarzına bağlılar. Akıllarda kalacak bir şeyler yaratmak çabasındalar. Ve sonuç olarak salt galibiyete razı değiller.
Barcelona’nın teknik direktörü Frank Rijkaard haftasonunu, lige verilen aradan sonra kadrosunu bir araya getirerek ve futbolcularına şunları söyleyerek karşıladı: “Şu an, inanma zamanı. Herşeyin İspanya’da karar verildiğini düşünmeyi istemeyiz.”
Rijkaard’ın Cumartesi günkü kadrosunda Ronaldinho, Lionel Messi, Deco, Oleguer, Edmilson, Ya Ya Toure yoktu. Toplamda; sakatlıklar, hastalıklar ya da Afrika Uluslar Kupası’na çağrılan oyuncular nedeniyle 8 oyuncu eksikti.
Camp Nou etrafındaki dedikodular, bu sezon Real Madrid’i geçmek için Rijkaard’ın iştahını kaybettiği yönünde.
Yine de Cumartesi günü, Frank gülümsedi. Nasıl gülümsemesin? Herhangi bir insan, gol attıktan sonra 17 yaşında olduğunu belli edecek şekilde kendisine asisti yapan Thierry Henry’ye doğru koşup Henry’nin kollarına zıplayan Bojan Krkic adındaki bir çocuğun yaşadığı sevinci nasıl paylaşmaz?
Tecrübeli Henry, çırak Bojan ve bu iki futbolcunun anlayışının tatlılığı sahada olmayan arkadaşlarını unutturacak bir an yarattı.
Muhtemelen Ronaldinho bir yerlerden maçı izliyordu. Yine muhtemelen takım arkadaşlarının nasıl eğlendiklerini gördü. Ve belki de, Ronaldinho’nun fiziksel ve zihinsel form tutup bu eğlencenin bir parçası olması için geç değildir.
Resmi açıklamalara göre dizinde bir problem var. Bir süredir –Brezilya’nin başarısız olduğu 2006’daki Dünya Kupası’ndan beri- oynadığı futbol daha önceki dönemlerdeki kadar görkemli, keyifli değil.
Belki çok fazla şey bekliyoruz kendisinden. Belki de bir insan 20’li yaşlarının ortasında kendi dünyasındaki herşeyi elde etmişse, daha fazlasını elde etmek için gerekli olan açlığı tekrar yakalamak zordur. Sebep her neyse, Ronaldinho dünyanın en etkileyici oyuncusu olma unvanını vatandaşı, AC Milan oyuncusu Ricardo Kaka’ya bırakmış durumda.
Potekizli Cristiano Ronaldo’yu izlemiş birisi onu, ya da Messi’yi bir sonraki dünyanın en etkileyici oyuncusu seçecektir.
Geçen sezon ve bu sezon, Portekizli kanat oyuncusu Manchester United forvetlerini dahi geride bırakti. Bir zamanlar George Best, Bryan Robson, Eric Cantona ve David Beckham’ın giydiği 7 numaralı kırmızı formayı giyiyor- ve United, Ronaldo’yu Madeira’dan almak için Beckham’ı Real Madrid’e sattığında; Ronaldo, Beckham’ın formasını giymek istemediğini söylemişti.
Efsanelerin ağırlığını üzerinde hissetti. Sorumluluktan korktu. George Best dışında, o formayı giymiş bütün yıldızların teknik direktörlüğünü yapmış olan Alex Ferguson, Ronaldo’yu o formanın hakkını vereceğine ikna etti.
Şu anda 22 yaşında olan Ronaldo futbolun zirvesinde. Artık, sadece kendisi için yaptığı göz kamaştirici ayak hareketleriyle aldatıcı övgüler peşinde değil. Verimsiz futbol aktörlüğünden, gösteriden ziyade, üretim peşinde olan bir Ronaldo var.
Manchester United formasıyla 14. kez bir maçta 2 gol atabilme başarısının ardından, en sonunda 3 gol atarak “hat trick” yaptı.
İlk golü şeytani kurnazlıkta bir goldü, Ronaldinho’dan ödünç alınmış gibiydi.
Ceza sahasının hemen dışında takımına bir serbest vuruş kazandırdı. Newcastle savunma oyuncularından kurulu barajın, atacağı topun kendilerini aşıp direğin dibinden gol olmasını engellemek için pek çok savunma oyuncusunun yaptığı gibi zıplayacağını biliyordu. Bu yüzden yaklaşık diz seviyesinde topu gönderdi ve top Newcastleli futbolcuların altından geçerek kaleci Shay Given’ı yanılttı.
Bu, 1 numaralı goldü; 1 numara, cüreti ve kusursuzluğu sebebiyle. İki numaralı gol, sezgisel hareketin, takım oyununun ve keskin bir top kontrolü ustalığının ürünüydü. Carlos Tevez, Ronaldo’nun iki savunma oyuncusu arasında nereye koşacağını gördü, belki sadece hayal etti. Ve Arjantinli futbolcu yerden pasını teslim ettiğinde, Portekizli futbolcu dokunuşuna topun itaat etmesini sağladı ve topu 12 metreden kalecinin ötesine gönderdi.
Ronaldo’yu etkisiz hale getirme probleminin bir bölümü, Ronaldo’nun her iki ayağına da çok hakim olmasından kaynaklanıyor. Savunma oyuncuları onun hangi yöne doğru gideceğini anlayamıyorlar; kaleciler de topa vurmak için hangi ayağını kullanacağını kestiremiyorlar.
Ronaldo’nun Cumartesi günü attığı ilk iki gol sağ ayağıyla geldi; ama son gol sol ayağından çıktı.
Bu sezon attığı toplam gol sayısı da bu üç golle birlikte 22’ye ulaştı. Şu anki haliyle, sadece göze çok hoş gelen bir görüntü değil, aynı zamanda futbolun en bitiricisi konumunda.
“Bu büyük kulüp adına üç gol atmayı uzun zamandır istiyordum. Çok mutlu ve gururluyum”.
Hemen sonra, Rio Ferdinand’dan Ronaldo’ya maçın adamı olması sebebiyle bir şampanya şişesini uzatması istendiğinde, Ronaldo İngilizcesi’yle keyifle tasdik etti: “Sağol dostum” (“Thanks, mate”).
Zamanla buradaki kültürü öğreniyor.
Takımının menajeri Ferguson devre arasında futbolcularına –maçta skor 0-0 iken- sahada kişisel oynayan çok fazla oyuncu olduğunu, çok az paslaşma yapıldığını ve hareketsiz oynandığını söylemiş.
Ferguson, bu sözlerine oyuncularının ikinci yarıda sahada verdiği tepkiyi “takım oyununun büyüleyici, mükemmele yakın bir ifadesi” şeklinde özetledi.
Ferguson ve Newcastle, kulübün yeni sahibinin takım menajerini geçen hafta yerine düşünülen biri olmadan kovmasının ardından Newcastle’ın acıklı bir belirsizlik içinde olduğunu biliyordu.
Vurgulamak gerekirse sunu söyleyebiliriz ki, Ferguson yıldızlardan kurulu Manchester’I 21 sezonluk menajerliği boyunca en az 4 kere kurdu. Buna karşılık Newcastle senede bir veya iki defa menajer kovup, yerine yenisini getiriyor.
Newcastle tarafından görevine son verilen Sam Allardyce’in ardından takımın dizginlerinin teslim edildiği genç çalıştırıcı Nigel Pearson itiraf ediyor: “Teslim olduk. Yumuşatıcı birtakım gerekçeler var; ancak bahane arama yoluna başvuramayız. Umarım bir sonraki gelecek olana bu işle başa çıkma fırsatı ve istikrarlı bir ortam sağlanabilir”.
Bir parça istikrar ve birkaç gerçek yıldız futbolcu ile Newcastle, 52.000 kombine biletlinin hayalini süsleyen bir güce dönüştürülebilir. Şu bir gerçek ki, Barcelona ve Manchester United taraftarlarının şu anda hissetmekte olduğu Pazartesi sabahı keyifini onlar da sevecektir.
Bu iki kulüp, futbolun finans devleri. Ancak bu kulüpler, kazanılacak puanlardan daha değerli bir şey için gayret gösteren devler.
|
|