|
|
|
|
|
|
|
|
Zengin İngilizler Avrupa’ya hükmediyor
|
|
|
|
|
|
Çeviri: Sporyazarlari.Com
Görünüşe göre Şampiyonlar Ligi’ne giden tüm yollar İngiltere’den Moskova’ya uzanıyor.
Fernando Torres’in Liverpool adına San Siro’da Inter Milan’a attığı gol, çeyrek final eşleşmelerinin 4 İngiliz Premier Ligi kulübü Arsenal, Chelsea, Liverpool ve Manchester United ve diğer 4 takım Barcelona, Fenerbahçe, Roma ve Schalke arasında olacağını gösteriyordu.
“İngiliz” kelimesi neredeyse “şampiyon” tanımlaması kadar yanıltıcı. Liverpool sadece 2 anavatandan yetişme oyuncusuyla kadrosunda hiçbir İtalyan futbolcu bulundurmayan Inter karşısındaydı. Arsenal düzenli olarak İngiliz kanı taşımayan kadrolarla sahaya çıkıyor; Chelsea ve Manchester United Britanyalı yetenekleri global yeteneklerle harmanlıyor.
Buna ek olarak, 4 kulüpten hiçbirinin İngiliz teknik direktörü bulunmuyor. Liverpool’un sahibi kavgacı bir grup Amerikalı, Manchester’i yönetenler Florida’da, Chelski de Rus Roman Abramovich’e ait. Arsenal’i Ruslar’ın mı Amerikalılar'ın mı alacağı ise bahis konusu.
İngiltere’nin baskınlığı yabancıların parasına, güdülerine ve hareketlerine bağlı. İngiliz Premier Ligi’nin devasa TV yayın hakları sonsuza dek sürmeyebilir ve FIFA ve UEFA liderleri –dünya ve Avrupa futbolunun hakim güçleri- yabancı oyuncu transferinde uygulanacak bir kota sisteminin yolunu arıyorlar.
Yine de, Şampiyonlar Ligi canavarını yaratan da UEFA’nin kendisi oldu. Elit kulüplerin açgözlülüğü sonucu UEFA, eski tek-kulüp, tek-ülke formatını terk etmeye zorlandı. Silvio Berlusconi’nin 10 seneden daha fazla bir zaman önce başlattığı sistemin mantıksal uzantısına ulaşmış olduk.
Berlusconi AC Milan’a sahip ve İtalya’daki televizyon haklarının kontrolünü elinde bulunduruyor. Ve Berlusconi’nin yöneticileri, büyük kulüpleri UEFA’ya ültimatom vermeye davet ederek, Şampiyonlar Ligi’ne her sene katılmak için UEFA’yi hemen hemen bir garanti vermeye zorladılar.
O zamanlar İtalya, şimdiki İngiltere’nin sahip olduğu güce sahipti. Bu durum İtalya’da patlak veren, AC Milan, Juventus, Fiorentina ve diğer takımların karıştığı şike skandalı sonucu değişti.
Inter düşüşten kaçmayı başardı ve son iki sezonda İtalya şampiyonluğunu kazandı. Ancak geçtiğimiz günlerde 100. yılını kutlayan Inter, İspanyol teknik director Rafael Benitez tarafından akıllıca yönetilen Liverpool engeline takıldı.
Benitez’in politikası Şampiyonlar Ligi Kupası’nı hedeflemek; çünkü Liverpool’un yerel kupayı kazanmak adına yeterli oyun kaynaklarına sahip olmadığını hissediyor. San Siro’da buna yakın şeyler söyledi.
Liverpool’u üç sezonda iki Avrupa finaline taşıyan teknik direktör söyle konuştu: “Bizim için, Şampiyonlar Ligi bir parça daha kolay; çünkü iki maça konsantre olabiliriz. Premier Lig’de ilk üç sıradaki İngiliz kulüpleri güçlü ve her maç zorlu. Fark şu: Premier Lig 9 ay sürüyor.”
Gerçek fark Benitez’in zihniyeti. Kıta Avrupası’ndan geliyor ve Britanyalı futbol insanları gibi düşünmüyor. Aşırı “rotasyon” politikasıyla daha önemli geceler için yıldızlarını dinlendirerek Liverpoolluları aynı anda hem mutlu edip hem çılgına çeviriyor.
Bu felsefe bir başka meyvesini Milan’da, Fernando Torres Inter savunmasını atlatip, tek dokunuşla top kontrol edip, ceza sahası dışında bir tam çember çizip; tatlı, sakin ve yerden bir vuruşla golü attığında verdi.
Torres iki takım arasındaki farktı. Eline geçen iki fırsattan birini değerlendirdi. Buna karşılık Zlatan İbrahimovic ve Julio Cruz ya fırsatları harcadılar ya da Liverpool kalesini koruyan, akrobatik formdaki yenilmez Pepe Reina’yı karşılarında buldular.
Başka anların da oyuna etkisi oldu. Göğüs ceplerini yakıyormuş gibi cebinden sarı kartlarını çıkartan Norveçli bir hakem, Nicolas Burdisso’yu ikinci bir faulün ardından oyundan atarak devre arasından kısa bir süre sonra İnter’i 10 kişi bıraktı.
Pek çok hakem, Liverpool’un Brezilyalı futbolcusu Lucas Leiva’yla top kapma mücadelesinde Burdisso’nun rakibiyle aynı seviyeye kalkan kramponunu sarı kart göstermeden geçerdi. Ancak Tom Henning, eşiğini fiziksel temas olmayan müdahaleler olarak belirlemişti ve Burdisso bu konuda pazarlık yapabilecek yetenekte değildi.
İnter teknik direktörü Mancini maçtan sonra söyle konuştu: “10 adamla oynamak kolay değil; özellikle 2-0 gerideyseniz.”
Sakatlıklar ve cezalar nedeniyle eksik kalan takımı mücadelenin ilk ayağında, Anfield’da son dakikalarda gelen iki golle rakibine boyun eğmişti. Maçta İtalyan futbolunun vahşi adamı Marco Materazzi, yedeği Burdisso’dan da önce oyundan atılmıştı.
Oyuncularının disiplinsizliği ya da tüm dünyanın ve hakemlerin karşısında olduğu inancından doğan teknik direktör öfkesi Mancini’yi bu kez çılgınca bir şeyler yapmaya itebilir.
|
|