|
|
|
|
|
|
|
|
Formuna kavuşan Ronaldo Milan’a sihir getirdi
|
|
|
|
|
|
Çeviri: Sporyazarlari.Com
Teknolojinin bir amputeye verdiği yaylı bacakların insan bacaklarından daha hızlı olduğu hissini verebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Yasal olmayan maddelerin birtakım olimpiyatçıların performansını artırdığını yıllardır biliyoruz. Peki o halde, sadece insanın yeteneğine ve ruhuna dayalı sporu nerede bulabiliriz?
Özellikle İtalya’da futbol saf kelimesinden başka herşeyle tanımlanabilir. Ancak geçtiğimiz Pazar günü (13 Ocak) San Siro’da “saf”a yaklaşılan bir gece yaşandı.
Üç futbolcusunun (hepsi de Brezilyalı) karşılıklı oyunları Milan’ı ateşledi. Ronaldo 6 aylık sancılı izolasyon döneminden sonra 2 golle geri döndü. Brezilyalı son mucize çocuk Pato, Avrupa’daki ilk profesyonel maçına çıktı ve gol attı. Ve Kaka, yılın dünyada hüküm süren futbolcusu, hayalgücüyle bezenmiş ve şaşırtıcı bir otorite ile atılmış bir golle yeteneğini ortaya koydu.
Ağustos ayından Ocak ayına değin, Milan kendi sahasında Avrupa ve Dünya Kulüpler şampiyonunun bir gölgesi gibi göründu. San Siro’da bir maç dahi kazanamadılar; 5 beraberlik, 3 mağlubiyet aldıkları 8 maçta 3 gol attılar. Ve sahanın kötülüğünden rakiplerin savunma ağırlıklı oyunlarına kadar herşeyi suçladılar.
Pazar günü mutlu bir gündü. Ronaldo geri dönmüş, yenilenmişti ve 31 yaşında, hala futbol dünyasının en içgüdüsel golcülerinden biriydi. Pato herkesin umut ettiği gibiydi; hızı, doğuştan gelen yeteneği ve kendine güveninin gelişim aşamasında bir muhteşemlik olarak öne çıkarttığı 33 milyon dolarlık bir kazanç.
Peki ya Kaka? Zaten hep o noktada, zaten her kulübün kadrosunda görmek istediği ve sadece Milan’ın sahip olduğu bir futbolcu.
Uzun bir süre sessizlik içinde acı çeken 70 bin Milanlı, AC Milan’ın yeni aryası “Ka-Pa-Ro” tezahüratını yapan korolara dönüştü
Bugün 70’li yaşlarında olanların bize söylediklerine göre, bu yeni bir şey değil. Gençlik dönemlerinde, yani 1950’lerde, İsveççe “Gre-No-Li” tezahüratına sahiplerdi: Gunnar Gren, Gunnar Nordahl ve tabi ki Nils Liedholm.
Silvio Berlusconi “Pato’yu uzun bir süredir beklemekteydik. Ronaldo’yu da en iyi haline gelmesi için bekledik. Hepsinin bu gece gerçekleşmesi olağanüstü” diyerek gözlemini ortaya koydu.
Şu anda 71 yaşında, İtalya’nın en zengin adamı olan Berlusconi, İtalyan futbolunun soğuk yüzünü değiştiren son muhteşem üçlüyü –Hollandalı Ruud Gullit, Frank Rijkaard ve acımasız bitirici Marco Van Basten- finanse ettiği statta konuşuyordu.
Politikadan koptuktan sonra hala sportif başarıyı sağlayabilecek durumda olan kulübün sahibi, günümüzün en futbol düşkünü soylusu. Haftalarca, aylarca Ronaldo’ya sadece dizindeki ve bileğindeki –daha zayıf bir insanı sakat bırakabilecek- problemlere meydan okuması için milyonlar ödedi.
Bu iyiliğin sahibi “Ronie” ile Haziran ayında sona erecek olan şu anki kontratının ötesinde bir anlaşmaları olduğunu söylüyor. Berlusconi ayrıca Pato’nun ömür boyu Milan’ın olacağını ve Kaka’yı yaşlanmadan bırakmayacağını sözlerine ekliyor.
Bu sebeplerle, kışın gelişen Milan’ın dördüncü Brezilyalı’yı, yani Ronaldinho’yu Barcelona’dan transfer edeceği hikayesi şimdilerde fısıltı şeklinde bile anlatılmıyor. Başkan şöyle konuşuyor: “Ronaldinho? Her takıma faydalı olacak bir futbolcu, ama şu anki Milan’da gerekli bir oyuncu değil”.
“Ka-Pa-Ro”nun en güveniliri Kaka, Pazar günü takım arkadaşlarını beklerken zamanı işaretleyen bir oyuncu gibi konuştu: Milan’ın devre arası üssüne atıfta bulunarak “Dubai kampı hepimiz için iyi oldu. Ronaldo iyileşti, Pato aramıza katıldı ve gördüğünüz gibi sezonun geri kalanında başarılı olmak için Milan hazır”. Kulüp dışından pek çok insanın son sezonunu yaşadığını düşündüğü teknik direktör Carlo Ancelotti Pazartesi günü şöyle konuştu: “Napoli’ye karşı Milan’ın iyi oynaması bekledim, aynı Pato’nun iyi bir başlangıç yapacağını beklediğim gibi. Ancak Ronaldo’nun bu kadar iyi olacağını beklemiyordum”.
Çok az insan böyle bir beklenti içindeydi. Ronaldo bir seneyi aşkın bir süredir ciddi bir şekilde sakatlıkla boğuşmaktaydı. Real Madrid ondan umudu kesmis, ona “şişman” demiş ve Berlusconi istenen ücreti öder ödemez ondan kurtulmuştu. Bu ücret, yeni yetme Pato için ödenen ücretin yaklaşık üçte biri kadardı.
Ümit ediyorum ki, Madrid eski müsrif zamanlarındaki gibi bir hata yapmış olsun. Ronaldo’ya sabır gösteremediler. Ayni, 2002 Dünya Kupası öncesi Ronaldo’nun dizinden geçirdiği ameliyatlar ciddi derecede futbolcunun geleceği adına tehdit oluşturduğunda pek çoğunun gösteremediği gibi. Ancak, yeteneği kadar büyük bir motivasyon ile Ronaldo bütün olasılıklara meydan okudu; geri döndü ve hiçbir futbolcunun atamadığı kadar gol atmayı başardı; bu gollere Dünya Kupası finalinde kupayı getiren 2 gol de dahil.
Ronie’yi forma sokmak ve onu motive etmek kolay değil; ama bu başarıldığında ödülü de büyük. Modern zamanlarda ondan daha iyi istatistiklere sahip kim var?
Cruzeiro için 13 maçta 12 gol, PSV Eindhoven formasıyla 46 maçta 42 gol, Barcelona’da 37 maçta 34 gol, Inter Milan için 69 maçta 49 gol, Real Madrid adına 127 maçta 83 gol ve şu ana kadar Milan’da da 17 maçta 11 gol attı.
Ah, ve tabi ki Brezilya adına 97 maçta attığı 62 gol var bir de.
Elbette ki, bir golcü için dahi istatistikler tek önemli veri değil. Gençliğinde, yani zamanının Pato’su iken, zemin üzerindeki olağanüstü çabukluğu ile Ronaldo nefesleri kesiyordu; her iki ayağıyla da düzgün vuruşlar yapabilmesi, pek çok golcünün yararlanamayacağı gol fırsatlarını sezme yeteneği de dikkate alınmalı.
Evet, gerçekten de şişmanladı. Evet, evlilikleri yürümedi. Evet, 31 yaşında olmasına rağmen, Ronaldo’nun daha az çocukça olmasını ve sahada daha sorumlu davranmasını bekliyorsanız, umutsuzluk içinde beklemeye devam edeceksiniz.
Bu; Ronaldo hala oynayabilecek durumdayken, sezgilerine boyun eğebiliyorken ve futbolculara ödenen serveti kazanabiliyor durumdayken gerçekleşmeyebilir.
Şu anda daha zayıf görünüşlü biri olarak karşımızda Milan’ın güç laboratuvarının belirttiğine göre. Yuvarlak yüzü dışında her yerinden kilo vermiş durumda. Bir zamanlar kazıdığı ama şimdi koyu, sık örülmüş siyah bukleler uzattığı kafasıyla şimdi o yuvarlak yüzü de farklı görünüyor.
Pazar günü, maçın başında Ronaldo’nun gözlerinde Pato’nunkilerden daha gergin bir bakış vardı. Ama Andrea Pirlo’nun harika pasıyla Ronie önce gol attı ve sonra anlık bir kafa vurusuyla bir gol daha attı. Daha önceki zamanları kadar hızlı değil; ama hala boşlukların nerede uzandığını ve takım arkadaşlarının onu nerede bulabileceğini sezebiliyor. 99 numaralı formayı giyen Brezilyalı, ikinci yarı öncesinde Pato’ya bir gol attırmayı aklına koymuştu.
En sonunda bunu da başardı. Pato hediyeyi kabul etti ve maç sonrası basın toplantısında 18 yaşındaki çaylak futbolcu son noktayı koydu: “Fenomen olan ben değilim, Ronaldo. Gölü attıktan sonra bunu ona söyledim”.
|
|