Tüm Yazı Başlıkları Her Sabah Emailinize Gelsin
Arkadaşına Gönder
|
Hata Bildir


Favori Yazarlarıma Ekle !

Yurtdışından memleket gerçekleri
FinancialTimes.com 28.01.2008
 
Yurtdışından memleket gerçekleri

Çeviri: Sporyazarlari.Com


Bazen bir ülke yetenek yokluğundan fazlasıyla muzdariptir ve bu yüzden yabancı uzmanlara ihtiyaç duyar. İngiltere’nın yeni futbol menajeri İtalyan Fabio Capello, yerli halka ne yapmaları gerektiğini söylemek üzere gelen, fazlaca para ödenen bu türden bir danışman. Kendi ülkesi dünya şampiyonu. 6 Şubat’ta İsviçre maçıyla birlikte İngiltere sahip olduğu ahmak futbol türünü terk etmek zorunda. Aşağıda Capello’nun beraberinde getireceği birtakım değerleri bulacaksınız. Bunların tümü futbol oynamış herhangi bir İtalyan için çok tanıdık, ancak İngiltere’nin en iyi futbolcuları için değil.

Bir maç 90 dakika sürüyor. İngiliz futbolcuları alışkanlıkları gereği sahaya hücum eder, sahada deliler gibi koşar ve maçın bitiminden epey önce yorulurlar; bir önceki gece fazlaca içmemişlerse dahi.

Bunu, İngiltere’nin büyük turnuvalardaki kendilerine özgü gol istatistiklerinde görebilirsiniz. Oynanmış her dünya kupasında, gollerin büyük çoğunluğu maçların ikinci yarılarında atılmıştır. Ancak İngiltere, katıldığı son 5 turnuvada, ilk yarılarda 22, ikinci yarılarda ise sadece 13 gol atabildi. Önemli maçlarda bu sonuç daha da çarpıcı: Turnuvalardan elenmelerine sebep olan maçlarda attıkları 8 golün 7’si ilk yarılarda geldi. Kısacası, İngiltere ucuz bir pil performansı gösteriyor.

İtalyanlar oyun içinde hızlarını ayarlarlar. Maç içinde sakin oldukları, geri yaslandıkları, maçta hiçbir şeyin olmayacağından emin oldukları dönemler olur. Çünkü rakiplerinin yorulduğu ve boşlukların belirdiği bitime yakın dakikalarda gol atmayı amaçlarlar. Son Dünya Kupası’nda İtalya, Avustralya ve Almanya’yı son 3 dakikada attığı gollerle geçmeyi başardı.

Savunmada en büyük değer düzenliliktir. Geçmiş bir Dünya Kupası finalinde, İtalya’nın stoperi Fabio Grosso tehlikeli bir Fransız atağını sonlandırır. Top yuvarlanarak dışarı çıkar: Korner. Böyle bir durumda bir başka takımda, tebrik etmek için Grosso’nun kafasına hafifçe vurulurdu. Ancak İtalya milli takımında değil. Bunun yerine, takım arkadaşı Rino Gattuso hızla Grosso’nun yanına gelerek parmaklarını sallayarak Grosso’yu uyarır: İtalya rakip takıma korner hediye etmez.

Başka hiçbir yerde bu standartta titizlik bulunmaz. Capello bir zamanlar savunma oyuncularını söyle tarif etmişti: “Büyük borca girmeyeceğimizi garanti edecek muhasebeciler”. Klasik İngiliz anlayışına göre ise savunma oyuncuları aslan yürekli askerlerdir.

Capello, rakibe korner atışı imkanı tanıyacak İngiltere savunma oyuncularına bağırabilmeyi diliyordur. Öncelikle, onlara İtalyanlar’ın 8 yaşında öğrendikleri temelleri öğretmek zorunda olacak: Rakip futbolcusunu marke ettiğinizde, onun ve kalenin arasında durun. Savunma yaparken topu değil, adamınızı izleyin.

Genel olarak İtalyan futbolunda hataya meydan vermeme konusunda bir saplantı, detay konusunda bir ciddiyet vardır; İngiltere’de var olmayan...

En büyük fiziksel değer kıvraklıktır, güç değil. İngiliz futbolcular daha çok iri yarı olur. İngiltere’nin savunmasının ortasını oluşturan John Terry ve Rio Ferdinand 1.85 metrenin üzerinde boya sahipler. Kaleciler iri yarı ve kaslıdır: David Seaman ya da Paul Robinson’ı bir düşünün. Bu, “İyi futbolcu iyi bir askeri anımsatır” İngiliz anlayışının bir başka uzantısıdır. İtalyanlar ise kıvrak oyuncuları seçerler. En iyi kalecileri Gianluigi ya da Francesco Toldo incedirler. En iyi savunma oyuncuları Fabio Cannavaro sadece 1.76 metre boyundadır ve bir askerden çok jimnastikçiye benzer. 2006’daki Dünya Kupası’nın finalinde, Cannavaro bir defasında yaklaşık bir saniye içinde 3 defa kayarak müdahale yaptı; her birinin hemen ardından ayağa kalkarak. İtalyan takımları jimnastik antrenmanları yapar.

Tabloid gazeteler takım belirlememelidirler. Britanya’daki tabloidler İngiltere milli takımı dahil bütün Büyük Britanya hayatına hükmederler. Onlara gore tabloidlerin “yıldız” olarak gösterdikleri herhangi bir oyuncu mutlaka milli takıma seçilmelidir. Aksi takdirde (tabloid gazetelerin kullandıkları dilde konuşmak gerekirse) gazeteler “İngiltere patronunun yüzüne kapıyı çarparlar”

Bu, Hollywood tarzı bir yıldız sistemi. Gerrard ve Lampard, hemen hemen aynı oyuncu olmalarına rağmen yıllarca orta sahayı paylaştılar. David Beckham gereğinden uzun süre oynadı; Michael Owen ise formsuz olduğunda dahi forma şansı buldu. Savunma yönü ağır basan orta saha oyuncuları nadiren takımda yer buldu; çünkü büyük isimlere sahip değillerdi.

Capello’nun tabloidlere ya da “yıldızlar”a ilgisi yoktur. Şöyle der: “Saha üzerinde futbolcular ayakları ile konuşur. Gerçek haber budur”. Hollandalı futbolcu Clarence Seedorf’un hayat hikayesini yazan Simon Zwartkruis’in anlattığı bir hikayeye göre Capello yıldızlara birer köle gibi davranır. Seedorf ve Christian Karembeu’lu Sampdoria, Capello’nun Milan’ını yendikten sonra, stadın araba parkında Capello bu iki futbolcunun yanına yaklaşır ve şöyle der: “Gelecek sezon Real Madrid’i çalıştıracağım ve benimle birlikte gelmek isteyip istemediğinizi merak ettim.”

Seedorf ve Karembeu aynı anda cevap verir: Evet

Capello yürüyerek uzaklaşır. Seedorf’un bir sonraki sefer onu gördüğü yer Madrid’dir.

Savunma ağırlıklı oynayacak bir, hatta iki orta saha oyuncusuna ihtiyaç duyarsınız. İtalyanlar için, İngiltere’nin defansif bir orta saha oyuncusu ile oynamama alışkanlığı kaleci olmadan oynamak kadar aptalcadir. İtalyanlar defansif orta saha oyuncusuna “mediano” ya da “francobollatore” derler: Rakibine posta pulu gibi yapışan anlamında. John Foot “Calcio (İtalyanca vuruş): İtalyan Futbolunun Bir Tarihi” adlı kitabında şöyle yazar: “İtalyan futbol menajerleri sıklıkla, oyun kurucu ve kanat oyuncuları olmaksızın takım olarak idare edecekleri şekilde orta sahalarını ‘mediani’ ile doldurma eğilimindedirler. Bu oyuncular olmadan hiçbir takım hiçbir maçta mücadele edemez”.

İngiltere bunu Hırvatistan’a kaybedip Euro 2008’e gitme şansını kaybederken güzel bir biçimde göstedi.